Teknolojinin yaşamın tüm alanlarında yaygınlaşmasıyla beraber herkes gibi çocukların da televizyon, tablet, bilgisayar, telefon gibi ekranlar üzerinden geçirdikleri zaman artış göstermeye başladı.

Ekrana maruz kalmak herkesi belirli bir oranda etkilese de erken çocukluk dönemi; bilişsel, dil, sosyal, duygusal, öz bakım ve psikomotor gelişim alanları dediğimiz temel gelişimsel yapı taşları adına oldukça kritik bir dönemdir. Erken çocukluk dönemi olarak ifade edilen 0-6 yaş döneminin çocuk gelişiminde kritik olmasının sebebi, çocukların etkileşim içinde oldukları her türlü uyaranın onların gelişim temellerinin atılmasında güçlü bir etkiye sahip olmasından kaynaklanmaktadır.

Her evde artık televizyon, bilgisayar, tablet, akıllı telefonda gibi birçok teknolojik alet bulunuyor. Dolayısıyla bu da çocuklarımızın kendileri ekran kullanmasa bile ekrandaki görüntüyü görebileceği anlamına geliyor.

Çocuğumuzun neye maruz kaldığına dikkat etmek bu süreçte büyük önem taşıyor. Haberlerdeki veya video oyunlarındaki görüntüler, gördüklerini tam olarak anlayamayabilecek küçük çocuklar için etkileyici ve korkutucu düzeyde olabilir.

Yapılan çalışmalar çocukların ve gençlerin uykudan sonra en çok zaman geçirdikleri aktivitenin tablet, telefon, televizyon, video oyunları gibi “ekranlı” aktiviteler olduğunu göstermektedir. Odasında televizyon bulunan çocuklarda bu süre daha da uzamaktadır. Odasında televizyon olan çocuklarda obezite, uyku sorunları ve cinsel içerikli yayınlara maruz kalma riski daha yüksektir. Ergenler cep telefonlarını konuşmak için değil mesajlaşmak için yoğun bir şekilde kullanmaktadır. Pek çok çocuk izlemeleri uygun olmayan içeriklere cep telefonlarından rahat bir şekilde erişim sağlayabiliyor. Ergenler, geceleri mesajlaşma trafiğinden dolayı okul zamanı yorgun ve uykusuz olduklarını belirtmektedirler.

Aynı zamanda okul öncesi dönemde de ekran zamanının oldukça uzun olduğunu görüyoruz. Yurt dışında yapılan çalışmalar 2 yaş altındaki çocuklarda ekran süresinin ortalama 2 saat olduğunu gösteriyor. Bizim ülkemizde bu sürenin daha da uzun olduğunu tahmin edebiliriz.  Daha düşük sosyoekonomik durumdaki ailelerde ekran süresi daha da fazladır.

Tabii, her ekran maruziyeti aynı şartlarda oluşmaz. Bazı aileler çocukları ile beraber programları seyreder ve etkileşim kurarken, bazı aileler küçük çocuklarının ekran zamanını diğer işlerini yapmak veya dinlenmek için kullanmaktadır. Programların içeriği de farklılık göstermektedir. Çocuklar sadece çocuk programlarına değil, anne babalarının seyrettiklerine de maruz kalmaktadır. Birçok evde televizyon neredeyse gün boyu açık kalmakta ve arka planda çalışmaya devam etmektedir.

Daha uzun süre ekranlara maruz kalan çocukların gelişiminin olumsuz yönde etkilendiğini gösteren birçok çalışma bulunmaktadır. Özellikle olayların normal yaşam hızından farklı olduğu televizyon programlarını izlemenin çocuklarda dikkat, bellek ve öğrenme sorunları ile bağlantılı olduğu öne sürülmüştür. Küçük çocuklarda uzun süre ekrana maruz kalmak konuşmayı da negatif yönde etkilemektedir. Anne babanın televizyon kullanımının çocukla geçirdikleri zamanın uzunluğunu ve kalitesini düşürmesinden dolayı, çocuğun konuşma gelişmesini yavaşlatıcı bir etkendir. Kendi klinik deneyimlerimizde, çok fazla ekrana maruz kalan bebeklerde dil gelişiminde sorunlar olduğunu görmekteyiz. Birçok çocukta televizyon ya da ekran süresinin belirgin olarak kısaltılması veya ekran maruziyetinin kesilmesinin, dil gelişimine ve çocuğun kişilerle iletişimine olumlu yönde etkileri olduğunu gözlemliyoruz.

Ekran zamanı ile ilişkili görünen diğer bir durum da otizm. Otizmi olan çocuklar, tekrarlayıcı uyaranlara karşı hassas oldukları için televizyon ve bilgisayar oyunlarına daha duyarlı olabilirler. Ekrana uzun süre maruz kalmak, otizmi olan bireylerde var olan sosyal etkileşim ve dil sorunlarını daha da belirginleştirebilir. Bu nedenle otizm belirtileri gösteren çocuklarda ekran zamanı en aza indirilmelidir ve bunun yerine anne baba ile sosyal ilişkinin geliştirilmesine yardımcı olacak oyunlara zaman ayırılmalıdır.

SAĞLIKSIZ TEKNOLOJİ KULLANIMA İŞARET EDEBİLECEK BELİRTİLER

  • Okul başarısının düşmesi.
  • Aile ve arkadaş ilişkilerinin zayıflaması.
  • Kendini daha iyi hissetmek için teknolojiyi bir araç olarak kullanmak.
  • Ekranlarda vakit geçirmediği sürelerde kendini huzursuz, üzgün ya da öfkeli hissetmek.
  • Dijital dünyada (örneğin oyunlarda) fazla para harcamak.
  • Dijital dünyada zaman geçirmek için fiziksel ihtiyaçlarını ertelemek.
  • Ekran başında geçirilen zamanın sağlık sorunlarına yol açmaya başlaması.
  • Yaşına uygun duygusal, sosyal fiziksel gelişimin sekteye uğraması.

NELER YAPABİLİRİZ?

  • Çocuğunuza internette kendisini nasıl koruyabileceğini öğretin ve olası tehlikeler hakkında konuşun.
  • Çocukların internette karşılaştıkları zararlı ya da zararsız tüm içerikleri doğru bir şekilde değerlendirebilmeleri için onlara sorgulama ve eleştirel düşünme yeteneklerini kazandırın.
  • Çocuğunuzun meraklarını teşvik edin. İlham alabileceği, yeni şeyler keşfedebileceği, öğrenme odaklı ortamlara girmesine yardımcı olun. Özellikle de performanstan ziyade çaba ve kararlılığa önem verin.
  • Çocuğu kendi ilgi alanlarına ve psikososyal gelişim aşamalarına uygun aktivitelere yönlendirin.
  • Küçük çocukları yaratıcı oyuna yönlendirin. Yaratıcı oyun için evde ya da dışarı çıkarken (örneğin resim kalemleri gibi) yeterli malzeme bulundurun.
  • Zaman zaman onların oyununa dahil olmayı teklif edin. Sizinle zaman geçirmek ve birlikte oyun oynamak gelişimleri için çok önemli olduğu gibi aranızdaki ilişkinin güçlenmesini de sağlar.
  • Çocuklar yasaklar, cezalar ve uyarılardan çok çevresine bakarak öğrenirler. Teknoloji ile ilişkinizde rol model olun.
  • Teknoloji kullanımı ile ilgili yazılı bir sözleşme yapın ve imzalayın. Çocuğunuzun ihtiyaçlarını ve taleplerini dinleyerek ortak kurallar belirleyin ve çocuğun sözleşmeye uymadığı takdirde nasıl bir sonucun yaşanacağını sözleşmenin içerisinde belirtin.
  • Teknoloji ile ilgili koyduğunuz kurallar konusunda istikrarlı olun. Bir ebeveyn kural koyuyor ama diğeri kuralları esnetiyorsa çocuğun o kuralı takip etmesi zorlaşır. Aynı şekilde, kural bazen geçerli oluyor bazen olmuyorsa kural özelliğini kaybeder.
  • Aile bağlarınızı güçlendirmek için zaman ayırın. Çocuklarımızla ilişkilerimiz ne kadar güçlü olursa çıkabilecek tüm problemleri mümkün olduğunca pozitif geçirebilme ve çözebilme olasılığımız da o kadar artıyor.

                                                                                                                                                          

PSİKOLOG

GİZEM SEVİM