Ayrılık Kaygısı Nedir?

Ayrılık kaygısı, bireyin bağlandığı kişi ile ayrılık durumuna karşı yaşadığı kaygı ve verdiği tepkiyi içerir. Bebeklik dönemlerinde çocuklar, kendilerine bakan kişi/kişiler veya anneleri ile arasında bir sevgi bağı oluştururlar. Bu bağlanma süreci pozitif bir süreç olarak değerlendirilir. Yaşam sürecinin ilk yıllarında çocuğun kendisine bakan kişi/kişiler ile ayrılma ve beraberinde yaşadığı kaygı kişinin günlük olağan akışına uyan bir durumdur. Birey bu sürecin devamında bağlı bulunduğu çevre ile bir güven yahut güvensizlik ilişkisi kurar. Aynı bireyin kendisine bakan kişi/kişiler veya annesi ile aralarında yarattıkları güvenli bağlanma süreci ile bu ayrılma kaygısı zamanla azalır ve kişi bağımsız bir birey olmayı öğrenir. Aynı zamanda bu bağlanma ilişkisinin güvensiz olması durumunda kişi tam tersi bir durum yaşayarak yoğun ayrılık kaygısı hissedebilir. Ayrılma kaygısı, bireylerin çocukluk döneminde öğrendiği bir kaygıdır. Yaşamış olduğu aile ortamı, kültürel ortam gibi dış etkenler bireylerin yaşamlarında ayrılma kaygısı olup olmayacağını belirleyen önemli bir faktör olarak değerlendirilir.

Ayrılık kaygısı ortalama çocuk 8 aylıkken başlar. 0-3 yaş arasında bir çocuğun bakım veren kişilerden ayrılırken stres yaşaması gelişiminin bir parçasıdır ve normal kabul edilir. Bununla beraber, çocuk sosyal ortamlara girdikçe ve bakım veren kişiler dışındaki insanlarla iletişim kurmayı öğrendikçe, ayrılık kaygısının azalarak bitmesi beklenmektedir. Fakat çocuğunuz 4 yaş ve üzerindeyse, evden veya ebeveyninden ayrılırken yoğun bir korku, endişe yaşamaya devam ediyor ve günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlamışsa çocuğunuz ayrılık anksiyetesi yaşıyor olabilir. Ayrılık anksiyetesi; çocuğun evden ya da evde bağlandığı kişiden ayrılmaya bağlı olarak gelişim düzeyine göre beklenenden fazla ve yineleyici anksiyete duyması şeklinde tanımlanmaktadır.

Ayrılık Kaygısının Aile ile İlişkisi

Ayrılık kaygısı yaşayan çocuklar annelerinden ayrılmakta güçlük çekerler; neredeyse onlara yapışık bir şekilde yaşamlarını sürdürmek isterler. Ayrılık anksiyetesi bozukluğu olan çocuklar bakım veren kişiden ayrılma durumu söz konusu olduğunda abartılı tepkiler gösterir; ağlar, titrer, huzursuzlaşır, bedensel yakınmaları ortaya çıkar, ebeveynine yapışır ve bırakmak istemez. Genellikle ailenin söylemleri/telkinleri çocukları rahatlatmaz. Bu sorunu yaşayan çocuklar; okula gitmekte zorlanır, karın ağrısı, kusma gibi şikayetleri olur, tek başlarına uyumak istemezler ve kendi başlarına hareket etme kapasiteleri de oldukça sınırlı olur. Bu tür sorunlar; aşırı koruyucu veya kaygı düzeyi yüksek ailelerde daha çok görülmektedir. Bowlby, okul korkusu olan bu çocukları, “gerçek okul durumundan korkmak ya da kaçınmaktan ziyade bağlı oldukları bakım verenlerinin yokluğundan/kaybından ya da güven duydukları ortamdan uzak kalmaktan korkanlar” olarak değerlendirmiştir. Çocukların karşılayabilecekleri ihtiyaçları dahi fırsat verilmeden ebeveynin yerine getirmesi çocukta ebeveynin daha “güçlü, kudretli, mucizevi” olduğu inancını geliştirir. Bu nedenle de ebeveynlerinden ayrılması gerektiğinde ihtiyaçlarını karşılayamama endişesinin de etkisi ile yoğun bir kaygı duyarlar. Ebeveynden ayrılmak ciddi bir belirsizlikle birlikte hem ebeveynin hem de çocuğun öz benliğinin yok olması endişesini doğurur bunun sonucunda da çocuk okula gitmeyi reddeder.

Ayrılık Kaygısı ve Okul Reddi Arasındaki İlişki

Çocukların hayatında okula başlama dönemi özel ve önemli bir olaydır. Özellikle okulun ilk günü çocuklar yeni bir ortam, yeni insanlar ve yeni sorumluluklar alacağı için heyecanlanmaktadır. Fakat bir süre geçtikten sonra birçok çocuk okula sorunsuz giderken bazı çocuklar istememeye başlar. Bu durumu çocuk, ayrılık kaygısı bozukluğunda sık şekilde yaşar.

Gerçek problem okul değildir, çocuğun evden ya da evde bağlandığı kişiden ayrılmasıyla aşırı kaygı duyması sonucu meydana gelir. Çocuk, okula gitmemesini, öğretmenin ve arkadaşlarının davranışlarından şikâyet ederek açıklayabilir. Çoğu zamanda okul ile ilgili belirsiz yakınmalar, okula gitmeyi reddetme, ebeveynler ve öğretmenler tarafından ikna edilmeye çalışılsa da okulda kalmayı reddetme şeklinde başlamaktadır. Okula gitme zamanı geldiğinde ise belirgin kaygı ve panik belirtileri, karın ve baş ağrısı, mide bulantısı olabilir. Bunlar kaygının fiziksel belirtileri olarak öne çıkmaktadır.

Okul reddi, “Ayrılık Kaygısı Bozukluğunun” en sık gözlenen belirtisi olarak ele alınabilir. Aralarındaki en önemli fark okul reddinin bir belirti, ayrılık anksiyetesinin ise belirtinin sebebi olmasıdır. Ayrıca ayrılık anksiyetesinde sadece okula gitmeyi reddetme değil başka ortamlarda da bağlanılan kişiden ayrılmakta çocuk güçlük çeker.

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu Olan Çocuklarda Görülebilecek Bazı Belirtiler

Davranışsal belirtiler

  • Anneden ayrılmak istememe
  • Yalnız kalmak istememe
  • Okula gitmek istememe
  • Yalnız uyumak istememe
  • Kabuslar görme
  • Uyku problemleri
  • Konsantrasyon güçlükleri
  • Anneye yapışıklık
  • Arkadaşları ile iletişim sorunu

Fiziksel belirtiler

  • Baş ve karın ağrısı
  • Kas ağrıları ve krampları
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Kısa süreli nefes alma
  • Düzensiz kalp atışı
  • Titreme
  • Terleme
  • Baş dönmesi

Duygusal belirtiler

  • Sürekli yoğun ve gelişim düzeyine uygun olmayan korku ve endişe,
  • Sinirlilik ve hırçınlık
  • Huzursuzluk
  • Rahatsızlık
  • Çekingenlik, utangaçlık

Bilişsel Belirtiler

  • Annemi bir daha göremeyeceğim, başına kötü bir şey gelecek düşüncesi
  • Kaybolacağım, kaçırılacağım gibi düşünceler
  • Sürekli olumsuz düşünceye yönelim ve olumsuz ihtimalleri abartma eğilimi
  • Hayal gücünden destek alınarak kurgulanan gerçekdışı olay ve durumlar

Ayrılık Kaygısını Azaltmak İçin Öneriler

  • Belirsizlikten kaçının. Çocuğunuza mutlaka yanından ayrılmadan önce nereye gideceğinizi ve ne zaman döneceğinizi söyleyin. O uyurken ya da oyun oynarken onun haberi olmadan evden çıkmayın.
  • Çocuğunuza döneceğiniz zamanı onun anlayacağı bir dilde belirtin. Saat kavramını bilmeyen bir çocuk için 1 saat sonra döneceğim oldukça belirsiz ve soyuttur. Açıklamanızı rutinleri ile bağdaştırarak somutlaştırabilirsiniz.  
  • Çocuğunuzun kaygısını anladığınızı gösterin. Çocuğunuza, “kocaman oldun ağlama, çok ayıp” demek yerine, kaygısını anladığınızı belirtin, geri döneceğinizi ve onu çok sevdiğinizi söyleyin.
  • Çocuğunuz ile verimli zaman geçirin, her fırsatta ona vakit ayırmaya gayret edin. Böylece çocuğunuzun sizinle olan ilişkisi ve güveni kuvvetlenecek, ayrılık kaygısını kontrol etmesi daha kolay hale gelecektir.

                                                                                                                                         

PSİKOLOG

GİZEM SEVİM